Nereden başlamak lazım ?

Alice, harikalar diyarının patikalarında ilerlerken yolun çatallaştığını gördü ve duraksadı,
o sırada orada oturmakta olan Cheshire kedisine hangi yoldan gitmeliyim diye sordu.
– Nereye gitmek istiyorsun dedi kedi.
Alice şaşırdı, bilmiyorum ki dedi.
– ‘Öyleyse’ dedi kedi, ‘hangi yoldan gideceğin de fark etmez

Çağımızın vebası hazırcılık,
her şeyin cevabı mümkünse  hap gibi olsun, hiç çaba harcamadan sonuca ulaşılsın.

İşte “Nereden başlamak lazım sorusu” tek başına kullanıldığında matematikteki sıfırı sıfıra bölme gibi bir sonuç döndürüyor.

o yüzden soruya muhatap olanlar hep farklı şeyler söyleyip soruyu anlamlandırmaya çalışıyor.

Ben de öyle yapacağım.

 

Vaziyet alın başlıyoruz.

 


 

Nereden başlamak lazım sorusunu sormadan hemen önce nerede olduğunuzu belirlemeniz lazım,

Sen neredesin ve Nereye gitmek istiyorsun ?

Genelde “nereden başlamalıyım” sorusunu soran arkadaşlar kendilerinin nerede olduğunun ve nereye gitmek istediklerinin farkında değiller.
O sırada rüzgar hangi konu üzerinden esiyorsa o konuya merak salıp onun uzmanı olmak istiyorlar.
Neredeyse tüm hayatlarının gidişatını etkileyecek bir konuyu tek bir soru ile geçiştirip öğrenmeye çalışıyorlar.

Bu sorunun net bir cevabı yok demiştim sanırım, soru özünde çok konsantre bir hal aldığı için bu soruya verilen cevaplarda suyunun suyu kıvamında oluyor. Haliyle ağırlıklı olarak “İngilizce öğrenmeden bir şey öğrenmek imkansız” alt metinli cevaplar ortalıkta dönüyor.

Bence de İngilizce çok ama çok önemli, fakat bu sorunun cevabı bu değil.

Konuyu İngilizce’ye getirmişken geçtiğimiz günlerde yaşanan İngilizce fikir ayrılığı faciasından bahsetmek gerekiyor.

Dünya üzerinde aynı dili konuşup birbirini hiç bir şekilde anlamayan tek toplum biz olabiliriz, oysa ki günümüzün büyük bir çoğunluğu şu monitöre bakıp 2 boyutlu iletişim ortamlarda bir birimiz ile yazışarak geçiyor.

Her şey @mehmetkose’nin attığı şu tweet ile başladı

https://twitter.com/mehmetkose/status/880494065585967104

Tweetin ekran görüntüsüne de buradan ulaşabilirsiniz : Tık

Nedense bu tweeti insanlar sanki “ingilizce şart değil” mesajı veriyor olarak algılayıp saman alevi gibi bir gündem ile “goy goy” yaptılar.
Bu tweet belki unutulacak ama Türk Geliştirici camiası içerisinde dönen “ingilizce şart!” kalıbı bu tweet ile şu anki halini aldı diyebiliriz.

Bu örneği, kutuplaşıp bir anda bir birleri ile dalga geçen anaokulu çocuklarına dönme hızımıza atıfta bulunmak için verdim.

Eğer birisinin içinde “öğrenme” hevesi veya araştırma kültürü yoksa programlamadan önce İngilizce öğrenmesi bile mümkün değil.

Nereden başlamalıyım sorusuna ilk verilecek cevap, “kendinize yatırım yapmayı öğrenin” olmalı.

Okumayı sevmeyen, her şeyin hazırını isteyen, bilgiye ulaşmak için çaba harcamayan birisine “İngilizce öğren” dediğinizde ışık hızında mazeretler üretildiğini görebilirsiniz.

Kendinize yatırım yapmanın en basit ve temel yolu “okumak ve araştırmak“.

Hiç kitap romantizmine girmeden konunun özüne değinip geçeceğim,

eğer toplumdaki insanlar “duyguları” yazılı neşriyat dışında bir alandan öğreniyorsa, aynı dili yazan ama farklı şeyler anlayan insanlar haline geliyoruz.

Dünyanın en güçlü render motoru hayal gücümüz ve beynimizdir.
Mesela hiç bir film ve dizi size Suç ve Ceza‘daki vicdan muhasebesini size sizin hayal gücünüz kadar çarpıcı yansıtamaz.

Zaten bilgiye çok çabuk ulaşıyorken, daha da çabuk nasıl ulaşıp bunu tüketebiliriz üzerine kafa patlatıp buna hizmet eden ürünler üretiyoruz.
Eskiden uzun videolar canımızı sıkmazken şimdi 2 dakikadan uzun video izlemeye bile tahammül edemiyoruz.
Okumaktan ve araştırmaktan hızlı şekilde uzaklaşıyoruz.

Okumama ve  araştırmadan hareket ettiğimizde ise kendimizi Dunning-Kruger Etkisi  içerisinde buluyoruz.

Özetle Kruger diyor ki:
bir konuyu ne kadar az biliyorsanız o konu hakkında gözünüz o kadar kör oluyor ve konu hakkında atıp tutma oranınız çoğalıyor.

Eskiler bu durum için “El parmağını görmeyen kendini parmağını balta sapı sanırmış” gibi süper bir tespitte bulunmuşlar.
(bu yazının yazıldığı dönemde Wikipedia engelli olduğu için wikiwand linki ekledim, zaten okumayı ve araştıran bir millet olsak wikipedia kapanması için kollektif bir tepkimiz olurdu… tık)

Şirketi 2013 yılında kurdum, 2014 yılından sonra uzunca bir süre personel arayışı içerisindeydim. Onlarca kişi ile iş görüşmesi yaptım, kimi ile mail yolu ile kimi ile yüz yüze görüşme fırsatım oldu.

Verdiğim tüm açık ilanlarda “araştırmaya açık ve yeni şeyler öğrenmeye hevesli” ibaresi mutlaka geçer, bu ilanlara başvuran arkadaşların çoğu da “araştırmayı seven ve çabuk öğrenen birisiyim” gibi bir cümleyi mutlaka başvuruları içerisine yazarlar.

“Araştırmayı seven” bu arkadaşlara github hesabını sorduğumda büyük çoğunluğunun github’a üye bile olmadığını görüyorum.Çok idealist bir yaklaşım gibi gelse de eğer hevesli, araştırmacı gibi sıfatları kendiniz için kullanıyorsanız bunun altını doldurmanız gerekiyor.

Github umrunuzda değil, Hacker Hews , Designer News gibi feedleri takip etmiyorsunuz peki nerede araştırma yapıp hevesinizi doyuruyorsunuz ? Babanızın zamanında gazete kuponu ile aldığı meydan larousse ansiklopedilerinden mi ?

İçinde bulunduğumuz kültürden ötürü çok fazla konuda kompleks sahibi insanlar olarak büyüdük/büyüyoruz.
Beşeri ilişkilerde problemli insanlarız, bir birimizi anlamıyoruz, sırf konuşma sırası bize gelsin diye  dinliyor gibi gözüküyoruz.

Türkiye kocaman bir yengeç sepeti, en büyük düşmanımız yine biziz.

Mesela şu haber buna en iyi örnek şudur.

Bu 9 tonluk çöpü bırakan avrupa’nın çomarları çok değil 500mt geride aynı pisliği yapamazlar. Bilirler ki Türkiye’de ne yaparsanız yapın yanınıza kar kalır.

Bu düşünce her işimize sirayet eder, her gün dolandırılmamak için, işimizi yaptırmak için sürekli takip etmek zorunda kalıyoruz. Konuyu güzelce özetlemiş bir medium yazısı, başlığı bazı insanları rahatsız edebilir kusura bakmayın. Link

Kendinize yatırım yapın, iş disiplini kazanmaya çalışın.

Ben yazılım sektöründe kod işçisiyim, Bir işi bitirmek için üç günüm varsa ilk iki günü o işi nasıl bir günde yapabilirim sorusuna cevap arayarak geçirmeyi severim. Bu benim yaptığım işi severek yapmamdan kaynaklanıyor.

Yazılım sektöründe kod işçiliği yapan insanların motivasyonu hakkında şöyle güzel bir yazı var tavsiye ederim.

http://bilisimitiraf.tumblr.com/post/152633660998/ekibinizdeki-yazılımcıların-tembel-olduğundan

Türk yazılım sektörü çok büyük bir sektör değil işin özünde bir avuç insanız/firmayız.

Hal böyleyken bir şey üretmeden havanda su dövmek sektöre bir fayda sağlamıyor.  Her ne kadar sektör vinç istese de günün sonunda ortada gerçekten karşısındakini küçümsemeden bildiğini anlatmaya çalışan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

İşim gereği bir çok mail listesine, bir çok haber grubuna üyeyim,
Arkadaşlar soru sormasını bilmiyoruz,  az önce bahsettiğim bir elin parmağını geçmeyen insanlar bir süre sonra motivasyonlarını yitiriyorlar.
Tartışma kültürümüz yok, tabiri caiz ise sidik yarıştırmayı çok seviyoruz.

Soru sormanın bir adabı vardır, sorudan önce cümleye girmenin, mail yazmanın da bir adabı vardır.

Mesela iş veya staj başvuruları geliyor, öğrenci  bulduğu tüm mailleri virgül ile cc içine ekleyip hiç bir ek açıklama bilgi vs vermeden cv.docx dosyasını gönderiyor.

Yavrum evladım size hiç mi edep adap öğretmediler ? o cv.docx dosyasını neden indireyim ?

Arkadaşlar soru sormasını, insanlarda yazılı iletişim kurmasını öğrenmek sizi aşağı bir insan yapmaz bilakis saygı görürsünüz.

 

Sorduğunuz sorulara kulak kabartıp cevap vermek isteyen kişilere yardımcı olacak bilgileri onlar sormadan söylemeniz gerekiyor.

Ne yaparken o hatayı aldınız, mümkünse hatayı çözmek için daha önce ne yaptınız ? gibi bilgileri yazarsanız insanlar sizden sorunu öğrenmek için çaba sarf etmezler.

Yavaş yavaş sonlara geliyoruz.

Elinizi kirletmekten korkmayın.

“Hocam merhaba, vuejs mi daha iyi yoksa react mi ?” diye soru sorana kadar ikisinin de first tutoriallerini yapıp hangisi hoşunuza gidiyor test edin.

Elinizi kirletmek size tecrübe kazandırırken ortaya çıkan sorunlara çözüm arama şekliniz sizi ileride başınıza gelecek benzer sorunlar için bağışıklık kazanmış hale getirecektir.

Sözü çok uzattık toparlayalım.

Nereden başlayacağınıza ancak nereye gideceğinizi bildiğiniz taktirde karar verebilirsiniz.
Sizi o hedefe götürecek enstrümanlara yatırım yapın bilişim sektöründe enstrümanınız sizsiniz, o yüzden kendinize yatırım yapın,

İngilizcenizi geliştirin bugün duolingo, memrise, engoo gibi uygulama ve hizmetler varken ingilizce öğrenememek gerçekten çok büyük başarısızlık.

İş ve çalışma disiplini kazanın, pomodoro gibi tekniklerle veya  hubstaff gibi servisler ile vaktinizi nasıl harcadığınızı ölçümleyip eksiklerinizi görün.

Sizin ilginiz ile beslenen insanlar her zaman olacaktır, bu insanların sizi kullanmasını ve bu ilginizi suistimal etmesine izin vermeyin. Unutmayın kimse sizden daha iyi yada sizden daha kötü değil.

Mutlaka süreli yayınları takip edin, bir blog olur, feed olur, haber listesi olur insanlarla temas edin güncel haberleri ve teknolojileri takip edin.

Her güncel teknolojiyi sırf moda diye kullanmak için çırpınmayın 1 sene önce hangi konuları konuşuyorduk bugün hangi konuları konuşuyoruz baktığınızda teknolojilerin çabuk eskidiğini görürsünüz.

Empati kurmayı öğrenin, bu madde çok önemli, gaza gelip linçe başlamadan önce aynı durumda ben olsam ne yapardım diye düşünün.

Bilmiyorum demekten utanmayın ama bunu mazeret olarak kullanmayın ikisi çok farklı şeyler. Bilişim sektöründeki birisinin “bilmiyorum” diye işten kaçma gibi bir lüksü olamaz. Araştır öğren ve yapıp yapamayacağına ancak o zaman karar ver.

ve son olarak MAZERET üretmeyin. Hiç bir mazeret sizi başarıya götürmeyecektir.
Sonuca bir çok farklı yoldan ulaşılabilir, mazeret üretmek için harcayacağınız eforu önünüze çıkan sorunu aşmak için kullanın.

Selametle.

 

kapak foto: https://unsplash.com/photos/i–IN3cvEjg

5 Aralık 2017 Tarihinde yazıldı


Wordpress altyapısı üzerine Prodium Teması kullanılmıştır. Prodium bir Projekod \r Temasıdır.