avatar

Ali Gündoğdu

Founder , Backend Developer @Projekod

Hiç bir şey yapmadan durabilmek

Tavşanın birisi ormanda gezerken, ağacın tepesinde hiç bir şey yapmadan duran kartalı görür,

kartala, bende senin gibi hiç bir şey yapmadan durabilir miyim ? diye sorar tavşan. Kartal ise neden olmasın diye cevap verir,

tavşanda hiç bir şey yapmadan olduğu yerde durmaya başlar,

bir süre sonra bir tilki durum fark eder ve tavşanı yakalayarak yer.

Hikayenin özeti şu, eğer çok yüksek mevkide bir yerde değilseniz hiç bir şey yapmadan duramazsınız, Sürekli ve durmadan çalışmanız gerekir.

Son zamanlarda işleri durmak ve mazeret üretmek olan çok insan görmeye başladım tilkinin birisi gelip üstünüze atlamadan çalışmaya başlamak en iyisi.

 

Cover Resim

17 Eylül 2014

Müşteriye göre şekillenmek

Türkiye’de daha doğrusu Osmanlı’da öğle yemeği alışkanlığı, 19. yüzyılda kırım savaşı sebebi ile İstanbul’da konaklayan İngiliz askerleri sayesinde başladığı rivayet edilir.

Müşteriye göre şekil değiştirmenin en güzel örneği bu olsa gerek,

bunun dışında şu an yaptığımız en büyük hata ortaya çıkardığımız ürünü müşteriye göre şekillendirmek yerine müşterinin o ürüne veya hizmete göre şekil almasını beklemek.

Ürünü, mümkün olduğunca az özellikle ve hızlıca çıkarıp kullanıcı kitlesinden gelen isteklerin oranına göre şekillendirmek en doğrusu.

 

* İngilizler ve Kırım savaşı geçtiğine göre bir bilgi daha vermek gerek, iron maiden isimli efsane metal grubunun maskotu olan ve The Trooper albümünün kapağını süsleyen şu resim kırım savaşına atıfta bulunmaktadır.

 

cover resmi : http://chirkhef.deviantart.com/art/water-in-a-cave-II-411906434?q=gallery%3Achirkhef%2F190103&qo=9

8 Ağustos 2014

Neredesin ?

Alexander Graham Bell telefonu icat etmeden önce birisine “neredesin ?” diye sorabilmeniz için soruyu yönelttiğiniz kişinin karşınızda olması gerekiyordu, aslına bakarsanız bu öyle bir durumda bu soruyu neden sormak isteyesiniz ki ?

kimi zaman içinde bulunduğumuz durumlarda soracağımız sorularında bir anlamı olmuyor, yani soruyu sorsanız bile o ortamdan cevap çıkmayabiliyor. Böyle durumlarda geri çekilip resmin tamamına bakmaya çalışmak en iyisi.

şu an aklımıza gelmeyen ve ileride çok anlam kazanacak sorular neler acaba, bu sorunun cevabını yıllar geçtikçe öğreneceğiz.

 

 

* Cover Resim : http://alinasavin.deviantart.com/art/telephone-46304809

1 Ağustos 2014

Her sayfaya bir numara verelim, elif diyelim be diyelim

Muhtemelen 1470 yılına kadar binlerce belki yüz binlerce kitap basılmıştır.

Basılan bu kitapların kategorileri farklı olsa da bu kitapların hepsinde tek bir ortak nokta varmış, 1470′e kadar basılan hiç bir kitapta sayfa numarası yokmuş, cildi bozulan bir kitabı doğru sıra ile yerleştirmek imkansız gibi bir şeymiş,

1470 yılında Arnold Ther Hoernen adında bir abimiz tarafından basılan “sermo in festo praesentationis beatissimae mariae virginis” adındaki kitap dünya kitap tarihinde sayfa numarası ile basılan ilk kitap olma özelliğini kazanmış. Üstelik sayfa numaraları olarak arapça rakamlar kullanılmış.

Millattan önce bile kitap basan insanlık tarihi sayfa numarası ihtiyacını yüzlerce yıl sonra fark etmiş olması bize bir konuda çok güzel kanıt oluşturuyor, bugün kullandığımız bir çok ürün, hizmet, alışkanlık yada meta aslında bizim fark etmediğimiz bir yeniliğe ihtiyaç duyuyor,

2007-2008 yılı sonrası girişimcilik sıfatı ile birlikte kulağımıza çokça çalınan inavasyon kelimesinin anlatmak istediği eylemde tam olarak bu sanırım,  Kitap yazma, basma yada dağıtma şeklini değiştirmeden ona ufak rötuşlar ile yeni özellikler kazandırmak inovatif bir eylem olarak adlandırılıyor.

Yeni ve yapılmamış bir ürün / fikir aramak yerine olan bir fikri yada ürünü yükseltmeye çalışmak bile faydalı olabilir.

* Cover Resim : http://tju-tjuu.deviantart.com/art/bOOk-31769654

12 Temmuz 2014

Güherçile

Potasyum nitrat‘ın diğer adı ve aynı zamanda  barut’un ham maddesi ve gübre, sadece barut değil, uzay yakıtı ve havai fişek’inde ham maddesini de oluşturuyor.

9. yy’da barutun ateşli silahlarda kullanılması, tüfeğin icat edilmesine yol açtı, sonradan mertlik bozuldu,
14 yy da tüfek ile yaralanan insanların iyileşmesi için tıp gelişti,
tıp alanındaki gelişmeler, insan anatomisini ortaya koydu ve eklemler hakkında yüksek bilgiye sahip olmamızı sağladı,
eklemler ve iş gücü ihtiyacı ortaya otomatları çıkardı,
otomatların olmazsa olmaz zincir sistemi aynı mantığı bisikletlere indirgeyerek insan gücünü mekanize etmeye yol açtı,
zincir sisteminin az enerji ile yüksek verim almaya dayalı prensibi sayesinde çarklı ve zincirli büyük makineler ortaya çıktı,
gelişen mekanik teknolojisi uçak sektörünü tetikledi,
uçakların gelişmesi radar sistemlerinin gelişmesini üretti,
radarlar ilk bilgisayar oyunları için ilham kaynağı oldu,

bugünkü noktada kayaların üzerinde bulunan beyaz ve kabuksu bir element sayesinde uzaya çıkıyor, robotlara ameliyat yaptırabiliyor, tarım yapabiliyoruz.

basit ve işe yaramaz dediğiniz her bir parça aslında çok büyük bir sistemin kilit taşı olabilir. Yaptığınız işlerde ufak detaylar işlerinizin yükselmesinde çok verimli olabilir

unutmamalı,

Bir mıh bir nalı, Bir nal bir atı, Bir at bir insanı, bir insan bir toplumu kurtarabilir.

8 Temmuz 2014

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Başlık seçimini Ziya Paşa‘nın ünlü bir dizesinden yaptım,

Ziya Paşa, Sultan Abdülaziz‘in döneminde yaşamış ve sonradan yurt dışına gitmek zorunda kalmış bir şair.

Peki Sultan Abdülaziz kim ?

Sultan Abdülaziz ise Türk Tarihinin ilk darbesi ile indirilen ve sonradan bilekleri kesilmiş halde bulunan devlet lideri. Tarihimizin ilk darbecisi de Hüseyin Avni Paşa, hani şu geçen hafta istanbul’un göbeğinde köşkü yanan paşa.

Bir nevi Kelebek etkisi, ürettiğiniz her ürün sizden izler taşır, geçmişinizde yaşadığınız bir olayın sizde bıraktığı izleri sizde ortaya çıkardığınız ürünlere ekliyorsunuz.

İlla ürün çıkarmanıza bile gerek yok, konuşmanız, yürümeniz, insanlara davranışlarınıza bile etki edebiliyor kimi zaman.

Walt Disney‘in yarattığı hiç bir karakterin aile bireyleri öz değildir mesela, ya üvey anne , ya babasızlık üzerine kurulu karakterler üretir walt disney, bu durumu da kendisi hakkında yazılan makaleler genelde annesini küçük yaşta kaybetmesine bağlarlar.

Aynı Walt Disney’in en bilinen sözü : Hayal edebilirseniz yapabilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını hiç aklınızdan çıkarmayın’dır.

Sözün özüne gelecek olursak, boş lafı bırakıp üretmeye odaklanın. Çıkardığınız ürünler sizden izler taşıyacak ve sizi ölümsüzleştirecektir.

 

4 Temmuz 2014

İskambil Kağıtları, Fransız ihtilali ve gözümüzün önünde duran değerler

İskambil kağıtlarındaki birli yani as’ın Fransız ihtilalinden sonra en yüksek değerli kart olduğunu biliyor muydunuz ?

Fransız ihtilalinden önce halkı temsil eden ve kart hiyerarşisinde en düşük kart olan birli Fransız ihtilalinden sonra halkın her şeyin üstünde olduğunu göstermek amacı ile kraliyeti simgeleyen kartlarında üstüne çıkmış.

Bazen elimizdeki projeyi ortaya çıkarmak için onlarca ürün ortaya çıkarırız, ama sadece odaklandığımız projeyi ürün olarak sunarız, halbuki her bir kısmı ayrı ürünler olacak şekilde planlayıp bir projeden birden çok ürün çıkarma yoluna gitsek bizi hangisinin ileriye taşıyacağını bilemeyiz, bugün şirketlerin başarı hikayelerine baktığımızda da çoğunlukla başarı olan ürünlerin aslında bir başka proje için üretilen yan ürünlerini görürüz/görüyoruz.

 

 

kapak fotosu kaynak.

1 Temmuz 2014

Mahlas seçimleri ve kendimize verdiğimiz sıfatlar

Osmanlı sarayında sultan lakabı erkekler için ismin başında, kadınlar için ise ismin sonunda kullanılırmış.

Peki ya Cem Sultan ?  Sultan takısının Cem Sultan’da ismin sonunda kullanılması ise tamamen dalga geçmek amacı ile yapılan bir kelime oyunu imiş.
Kendimize onlarca yüzlerce mahlas takabilir, kartvizitlerde, facebook ve twitter mahlaslarında girişimci, ceo, cto, founder olabiliriz, hayatımızda hiç bir projeye start dahi veremediğimiz halde kendimize proje yöneticisi bile diyebiliriz, önemli olan bu takıları üzerimizde dalga konusu olmadan taşıyabilmek.

29 Haziran 2014

Bazen çok kurcalamamak lazım – Kobra Etkisi

Bazen ortada geçmişten süregelen bir sorun vardır, bu sorunu çözmek için yaptığınız her müdahale işleri daha da kötü duruma getirebilir bu olayın literatürdeki adı kobra etkisidir.

Efekte adını veren olayımız Hindistanda geçiyor ;

Hindistan İngilizlerin himayesi altında iken, İngiliz askerlerin bölgede bulunan zehirli kobralardan kurtulmak için çok zaman ve para harcadığını gören İngiliz hükümeti’nin aklına kendilerince dahiyane bir fikir gelir, Bu kobralar ile biz uğraşmayalım, kobraları halkın kendisine kırdırıp ölüsü başına para verelim, hem daha ucuza mal olur hem askerimiz bu iş için uğraşmaz demişler, klasik kar / zarar formülünde karlı sonuç verdiği içinde fikri icraata dökmüşler.

Başlarda her şey mükemmel işlemiş, fakat aynı kar / zarar formülünü uygulayan hintliler kendilerince karlı yöntemin yılan beslemek olduğunu fark etmişler ve yılanları besleyip artık üremeyen yılanların ölülerini İngiliz hükümetine satarak geçimlerini sağlamaya başlamışlar. Tabi çok fazla bir zaman geçmeden İngilizler kazıklandıklarını anlayıp durumun farkına varmışlar fakat bu süreç içerisinde hintli köylüler ormanda kobra beslemek zor oluyor diyerek çoktan kobra çiftlikleri kurup işi endüstriyel boyuta taşımışlar.

Tabi ki ingilizlerin geçmişten süre gelen soruna yaptıkları müdahaleden gördükleri zarar bununla sınırlı kalmamış, kazıklandığını anlayan herkesin yapacağı gibi, İngilizler artık ölü yılan başına para verilmeyeceğini duyurmuş ve ölü yılan alımlarını durdurmuşlar, yani soruna sebep olan müdahalenin oluşturduğu yeni soruna yeni bir müdahalede bulunmuşlar, bunun neticesinde hintliler bu yılanlar eskiden para kazandırıyordu şimdi sadece masraf oluşturuyor diyerek çiftliklerdeki hayvanları ormana geri salmışlar, peki ya sonuç ? ilk baştaki zehirli yılan popülasyonu daha da çoğalmış.

Bazen yaptığınız proje beraberinde bazı sorunları getirir, bazende süregelen sorunların üzerine siz gelip çözüm bulmaya çalışırsınız, artık derdinizin çoğu projeden çok projeden bağımsız sorunlar ile boğuşmak olmuşsa sadece elinizdeki projeye odaklanmak diğer sorunlar ile hiç ilgilenmemek daha verimli bir yol gibi duruyor, tabi sorunun temel sebebini bulduğunuz anda o sorundan kurtulmak en kalıcı çözüm.

 

 

28 Haziran 2014

Kendi standartlarını bilmek her şeyi bilmektir

Soğuk savaş zamanı Rusya’da görev yapan ve yapacak olan onlarca amerikan ajanının sadece bir zımba teli ile yakalandığını biliyor muydunuz ? [kaynak]

İki ülke arasındaki bir çok alanda arge yapılmasına ve teknolojinin olumlu yada olumsuz şekilde ilerlemesine sebep olmuş, hatta bugün kullandığımız bir çok olmazsa olmaz alet ve edevat o zamanlardan günümüze bir hediye edilmiş gibidir.

İşte bu arge çalışmalarının sonucunda Amerika paslanmaz zımba telini bulurken, Ruslar bu teknolojiyi bulamadıkları için aynı dönemde kullandıkları zımba telleri paslanan ve kolay deforme olan zımba teli kullanmaya devam etmişler, tabi bu durumu bilen bir çok rus yetkili, ülkeye girmeye çalışan ve kullandığı sahte pasaportlarda paslanmaz zımba teli kullanan bir çok ajanı, çok iyi rusça konuşup adeta bir rus gibi davranmasına rağmen kolaylıkla tespit edip yakalayabilmiş,  Amerika bu durumu çok sonraları fark etmiş.

Bu olayı iki farklı şekilde yorumlamak mümkün tabi, Olaya amerika tarafından bakıp, ürettiğimiz ürün ancak kullanacak müşterilerin anlayacağı ve kapasitesi kadar iyidir gibi bir çıkarım yapabileceğimiz gibi rusya tarafından bakarsak kendimizi ve yapabileceklerimizi bilirsek sorunların üstesinden gelmek çok daha kolay olacaktır gibi bir tespite koşabiliriz.

Kendimizi dev aynasında görmeden, neler yapabileceğimizin sınırlarını bilirsek, mutlaka yapabileceğimizin en iyisini yapabiliriz.

Malcolm GLADWELL‘in yazdığı orjinal adı outliers olan ve Türkçe’ye çizginin dışındakiler olarak çevrilen kitap, bu sınırların nelere bağlı olarak oluştuğu hakkında çok çarpıcı ve ikna edici bilgiler veriyor, okumadıysanız tavsiye ederim.  Kitap Bill Gates, Isparta da doğsaydı bill gates olur muydu ? steve jobs’un ailesi onu evlatlık vermeseydi apple gibi bir firmayı kurabilir miydi sorularına cevaplar sunuyor, aynı şekilde ısparta yada denizli’de doğan mustafa işkapılar isimli birisinin teknik bilgi birikimi bill gates yada steve jobs’tan fazla olsa bile en fazla neden en fazla bilgisayar öğretmeni olabileceğini anlamamızı sağlıyor. Bu soruların cevabı genelde çok şey bilmenizin aslında sizi başarıya götüren etkenlerden en düşüğü olduğu, asıl başarı faktörünün bir çok çevresel değere bağlı olduğunu ve aynı ay tutulması, gezegenlerin bir araya gelmesi gibi belli zamanlarda bir araya gelmesi gibi bu faktörlerin belli başlı zamanlarda bazı insanları ortaya çıkardığını anlatıyor.

bizde sınırlarımızı çizerken tüm değişkenleri hesaba katmaya çalışmalı ve ve hedefimizi bu ölçüde çizmeliyiz,  Özetle kurduğumuz hayaller bir nebze olsun hayallerden arındırılmış olmalı. Bu sayede hedefimize mazeret üretmeden varabilir ve kendi standartlarımızda başarılı olabiliriz.  Bu kendini bilmek durumu ne istediğini bilmek durumuna dönüşeceği için istediğimiz amaç için daha verimli çalışmamızı ve daha ilerisini zorlamamızı sağlayacaktır.  Önümüze çıkan sorunları yine aynı şekilde kolayca aşmamıza da olanak sağlar.

Bunun yerine kendini dev aynasında görerek, yapabileceği şeylerden daha fazlasını yapacağını iddia edenler günün sonunda ellerinde sadece mazeretlerle oturup kalacaklardır, ki mevcuttaki örnekler bunu kanıtlar nitelikte.

Mazeret üretmek yerine önce hedeflerimizi küçültüp adım adım yükselmeyi denemek bizi daha çabuk hedefe ulaştıracaktır.

 

 

 

 

 

24 Haziran 2014

Wordpress altyapısı üzerine Prodium Teması kullanılmıştır. Prodium bir Projekod \r Temasıdır.